10 02 2004

YRD. DOÇ. DR. MELTEM ÜNAL ERZEN

Bağımsız Köşe
   
Suni problem türban

27.01.2008

YRD. DOÇ. DR. MELTEM ÜNAL ERZEN



    BAZI köşe yazarlarımız “siyasette dini istismar yarışı başladığını (!)” nihayet anlamış bulunuyorlar. Bu kadar gürültü çıkartarak gelen bu sürecin 2002 seçimlerinden önce başladığını görememek safdillikten başka bir şey değildir.
Demek ki “biz değiştik” dediklerinde gerçekten safça inanmışlar. Ama bunu anlamak için biraz geç kaldılar.
Recep Tayip Erdoğan’ın türbanın siyasi simge olduğunu vurgulaması ile asıl kimliğine dönüşünü görmemizin yanında, gerçekten inançları gereği saçlarını kapatanların da çelişkiye düşmelerine neden olmuştur.
Yaşadığımız kritik günler bize gelecekte neler olacağının habercisi olacak. Ya Atatürk Türkiye’sine sahip çıkılacak ya da hala “bekleyip görelim bakalım” hatası devam edecek. İktidarı savunan bazı yazarların, dini istismarın başladığının (!) geç de olsa farkına varması, artık dinci rejime gidişe dur demek için çabalamanın vaktinin geldiğini gösteriyor.
Bilimden uzaklaşan bir ülkenin medeniyet sınırları daralıyor demektir. 1980 sonrası magazin programlarının pompalandığı, gençlerin kasıtlı olarak siyasetten, bilimden, sorgulayıcı akıldan uzaklaştırıldığı Türkiye’nin bugün geldiği nokta ne yazık ki umutsuz bir tablo çizmektedir.
Sağlıkta, sanatta, bilimde nasıl ilerlenebileceğini tartışmak yerine suni problem olan türban gündeme oturuyor. Atatürk’ün ölümüyle başlayan siyasi din istismarının bu gün geldiği nokta kaçınılmazdı.
Siyasilerin rant uğruna kadınları kullanmaları, kadınların da buna boyun eğmeleri İslam’ın kadına verdiği değeri hiçe saymaktır.
Kadınlar İslam’ı anlayarak, bilimsel kanıtlarla inceleyebilselerdi, kendi üstlerinden siyaset yaptırmazlardı.
Kendilerine söylenenleri anlayabilmek için Kuran’ın mealini açıp okumak yerine, ev sohbetlerinde, biraz iyi konuşan, biraz karizmatik, biraz oyuncu “hoca efendileri” dinleyerek, hurafeleri dini bilgiler olarak yutturanlara inanmayı kolay yol olarak seçiyorlar, kitap okluma gereği duymuyorlar. 80 sonrası yaratılan toplumun, televizyonda dinleyerek kolay yoldan bilgi sahibi olma eğiliminin sonucu budur.
Kadınlar kendilerinin üzerinden dini istismar ederek siyaset yapılmasına izin verdikleri sürece, gittikçe daha çok kapanmaya, önce çarşaf giymeye, sonraki aşama burkaya bürünmeye daha sonra da evlere kapatılmaya mahkum kalacaklardır.
Rengarenk dikkat çekici kumaşlarla kapattıkları “kafalarının şekli belli olduğu” için bazı kişiler tarafından eleştirilen bu kadınların artık kullanıldıklarını anlamaları gerekmektedir.
“Üç kez üst üste camiye gitmeyenin eli sıkılmaz”, “kadını çalıştırırsanız aldatır” diyen zihniyetin yayılmasını önlemek için bu kritik günlerde gidişata dur demenin vakti geldi.
Bilgisi olmadan fikri olanlar her geçen gün ahkam kesmeyi artıracak, zaten okumayan toplumu yanlış bilgilerle uçuruma sürükleyeceklerdir.

33
0
0
Yorum Yaz